7 Mayıs 2014 Çarşamba

Manifesto

Geçen aylarda anlı şanlı 40.yaşımı doldurdum. Ruhen uzunca bir zamandır 40 yaşıma hazırlanmakla birlikte biolojik olarak da sonunda 40 yaşıma bastım.Fiziksel olarak göz çevresi, göz altı ve göz kenarları dışında fena değil durum.

Beyazım yok gibi bir şey. Kayıtlara geçmeli. Genetik mirasımdan hiç mutlu olmayan kızım  40 yaşımda beyazlarımın  olmadığını bilmeli ki ileride eğer bir şey olursa sorumluluk benden gitsin.))

Çok özel bir dönem yaşamaktayım.Yüceltme dönemi. Bugüne kadar beni ben yapanları, hayatımın  dönüm noktalarına  tanık olanları, iyisiyle kötüsüyle benimle büyüyen herkesi yüceltme dönemi.
Çok şanslıyım. Çoğunluğuna fırsat buldum. Yani teşekkürü borç bilme anlamında. Onlara teşekkür edebilme anlamında. Çoğu yanıbaşımda idi ifade edebildim, kimisi uzakta idi mektup yazabildim ama onlarca kişiye dediğim gibi duygularımı ve şükranlarımı sunmak istedim.

Ve sonunda da bir manifesto yayınlamak istedim.

40 senenin manifestosu. Muhasebesi değil. 
Çıktısı.
Yaşanmışlıkların.
Denenmişliklerin.
Sevginin.

Kayıtlara geçsin isterim. Çocuğum çoluğum benim 40 senelik manifestomu bilsin istedim.

MANİFESTO

1.İyi gün dostları olmalı insanın hayatında...Kötü günde herkes kendi vicdanını rahatlamak için koşar başkalarının yardıma. Düşenin dostu olmaz derler halbuki düşünce insan; rahat eder herkes, bir nevi ohh çeker. Kim iyi gününde senin kadar seviniyorsa, seni iyi gününde yüceltmeyi biliyorsa gerçek dostun olmalıdır hayatta.

2.Annenin bacak boyunu, babanın attığı bakışla mum gibi olduğumuzu hatırlayan dostların olmaya devam etmeli hayatında...Ki onlar sana kim olduğunu, nasıl bir ailede nasıl bir sevgi yumağı ile büyüdüğünün aynası olabilmeliler hayatında.

Kökünü unutturmayanlar yüreğinde esas kök salacaklardır hayatında.

Ama haksızlık da yapmak istemem. Bu dönemlerime yetişemeyen dostlarımın da aileme dair bilgisi, merakı ve  hatırşinazlığı benim için çok kıymetlidir. Her gün görüyor olsam bile bana ailemdeki kişilere dair hal hatır sormayan, ilgisi ve merakı olmayan kişilerle de harcadığım zamanı azaltmanın vakti gelmiştir. Derhal yapıla.

3.Anaç dostların olmalı çevrende her daim. Bilmelisin, ayırt edebilmelisin o dostunu. Annen öldüğü an ilk kimi arayacağını tereddütsüz bilmelisin bu dünyada.

4.''Fahişe bile olmaya karar versem vardır bir bildiği dersiniz benim için, etiketlemez, ayıplamaz beni sevmeye devam edersiniz '' dedi  35 senelik bir arkadaşım. Benim için daha güzel bir ifade olamazdı. Zaten etiketleyen, ayıplayan, eleştiren, şekilci kişilerle yollarımı çoktan ayırdım. Şans eseri kalanlar olduysa da bu cümleyi onlarda da test edeceğim ki gerçek dostlarımla yoluma devam edebileyim. Bu konuda ciddiyim...

5.İstismar hep cinsel olarak algılanır ama istismarın en çok karşılaşılanı aslında duygusal istismardır. Hepimiz ya ailelerimizden ya da arkadaşlarımızdan yükler taşımaktayız aslında. Bazen farkında olarak bazen farkında olmayarak...

Bize bilerek yüklenilmek istenen, '' aa senin için en sevdiğin yemeği yaptım gelmezsen çok kırılırım''  '' kaç gündür nerelerdesin hiç sesin soluğun çıkmadı '' '' geçen gün aklımdan geçtin ne yapıyorsun diye ama arayamadım '' gibi eveleyıp geveleyen yetmez senden sonsuz beklentisi olan ve  sen vermedikçe kılını bile  kıpırdatmayan kişilerle olan ilişkilerini- ister ailenden ister de yakın arkadaş çevresinden- kademeli şans vererek, sınırlarını çizerek idare etmelisin. Ama sınır ihlali olduğunda ise vicdanında elveriyorsa eğer hızla uzaklaşmalısın öbür tarafa. Vicdan meselesi mühim ama derin. Bir başka zamana.

Yüreğini hissedenlerle devam etmelisin yola. Senin yüreğini hissedenlerle. Kendi yüreğinin de farkında olanlarla. Şeklen kusur bile etsen, bir kere yüreğinin sıcaklığını hisseden;vazgeçemeyeceğini bilmeli senden. Senin de ondan vazgeçemeyeceğini bildiğin gibi.

6. 40 senelik ömründe; bölsen bile hayatını evrelere, her bir evrene tanıklık edenler olmalı hayatının içinde. Çaba göstermelisin onlar için. İlişkini, iletişimini, sıcaklığını devam ettirmelisin. Sen onlarsın aslında. Koparsan eğer onlardan kendinden kopmuş olursun aslında. ''Koptuk gitti, kimbilir nerede? '' diye sorduğun  kaybetmiş olduğun kendindir aslında.

7. Babanı yüceltmeyi hep bilmelisin bu hayatta. Ne olmuş olursa olsun, 3. sayfa haberlerine bile çıksan halletmelisin O'nunla olan meseleni. O'nun olan iletişim kaliten sana çok iyi erkek arkadaşları ( dostlar anlamında ) boyfriend'ler ve uzun ve sağlıklı bir karı-koca hayatı getirecektir.

Ne olursa olsun, kendi aileni bile kurmuş olsan, hissetmelisin babanın desteğini arkanda...Çocuğu, çoluğu, kocayı  bırakıp NYC'a giderken de, kız kıza tatile giderken de bilmelisin seninle gurur duyduğunu, keyiflendiğini. Hayatını yaşadığın için, bağımlı olmadan ilişkiler yürütebildiğin için.

8.Yemeyenin malını yerler demiş atalarımız. Ben ise başta kendim sonra da çocuklarım için diyorum ki  '' yaşamadığınız, denemekten korktuğunuz hayatınızı sizden alıp yaşarlar ''.

Yaşamalısın bu hayatı ve  önüne getirdiklerini. Yoksa nasıl kendimizi tamamlarız ki bu dünyada? Nasıl gelişiriz? Nasıl daha hoşgörülü, esnek oluruz? Nasıl sevgimizi çoğaltırız? Nasıl tam oluruz? 

Kütük değiliz ki biz. İnsanız. Kimi yerde eğilip bükülmeyi, kimi zaman savrulmayı, kimi zamanda yerle bir olmayı bilmezsek  biz nasıl biz oluruz ki ? 


9. İdare etmeyi bilmelisin bu hayatta. Herkesi. Ananı babanı, kayınvalideni, ablanı, abini, çocuğunu, yeri geldiğinde dostunu, kocanı, ortağını. Değer biçmelisin onlara. Seçtiklerin olduğu için, sırf sana bahşedilmiş  hediyeler oldukları için sevmelisin onları.
Onlardan yana mutsuzluğun varsa eğer kendinden de mutlu değilsin demektir. O zaman işe önce kendinden başlamalısın. Deşmeye de, yermeye de, eleştirmeye de...Kendine yapamıyorsan eğer bunları; başkalarına da haksızlık etmemelisin o zaman.

10.Çocuk ruhunu kaybetmemelisin bu hayatta...Sokakta yorgun argın giderken karşına çöplerden saçılmış bir karton süt kutusu bulursan eğer atlamalısın üstüne; patlatabilmek için. Eski günlerdeki gibi. İçinde süt varmış, üstün başın süt olmuş önemli değil. Zira attığın kahkahayı, yaşadığın ve yaşattığın ''an'' ı anlatmak için varsın bu dünyada belki de.

Bir nevi hikaye yazmak için. Hikayeyi yaşamak için. Kendi hikayeni oluşturmak için. O yüzden kendi hikaye kurgumuzu seçmeliyiz bu hayatta. Nasıl bir hikaye yaşamak istiyoruz? 
Melankolik, maceracı, dingin, fırtınalı, debdebeli, etliye sütlüye karışmayan, her 10 senede bir yeni bir sayfa açan vs vs.. İyi kötü demiyorum. Nasıl'ını bilmeli, seçtiğimiz hayatın farkında olmalıyız diyorum.Başrolünü kimin oynayacağını bilmemiz gerektiği gibi.

Gelelim benim hikayemin başrol oyuncusuna...Zaman O'nu yüceltme zamanı.Zaman O'na teşekkür etme zamanı...

Yüreğine, kalbine ve sonsuz cömertliğine hep hayran oldum. Azmine hep saygı duydum. Çocuk ruhunu hep çok kıskandım. Çocuklarımın babası olduğun için hep çok şanslı hissettim.

Beni koşulsuz sevdiğin ve bana her daim hem destek olup hem de tahammül edebildiğin için çok müteşekkirim.Kalpten teşekkür ederim.
40 yıllık hayatımda annemle geçirebildiğim süre kadardır seninleyim. Benim için kocaman bir adam olduğun kadar kocaman bir dünyasın.

İyi ki varsın. 







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder