18 Ocak 2016 Pazartesi

Canım oğluma mektup-7.yaş


Pek sevgili çocuklarım,
Günlük olarak tuttuğum bu blogda 126 tane yazım olmuş. En çok okunanlar ise açık ara siz çocuklarıma yazdığım mektuplar. Hal böyle olunca her mektubumda ister istemez bir baskı hisseder oldum üstümde. 

Canım alem oğlum
Geçen gün aşağıdaki resimini görünce bir güldüm bir güldüm. Vallahi de billahi de unutmuşum senin bebekliğini. Ama hata sende. İnsan bu kadar değişir mi 7 senede! ilahi sana. (Bu arada babanın gözünü ben morartmadım bilgine. Sanırım surf yelkeni düşmüştü.:)








Bu sene karakterin iyice ortaya çıktı. Oğlak burcunun resmi temsilcisi olarak burç kitaplarına girecek kadar tipik bir karaktersin.
Damarlı, inatçı, sorumluluk sahibi, azimli ve  çalışkansın ( şu an dilimi ısırıp, popomu kaşıdım ayrıııı)
Bu yaz özellikle çok büyüdün.
Tenisi kesin bir şekilde bıraktın ve Ela'nın da ''her erkek çocuğu mutlaka iyi futbol ve basketbol oynamalı yoksa maalesef cool ( ezik de demiş olabilir gönlüm elvermedi demeye)  olamazsın'' öğüdünü dinleyerek kendini ciddi bir şekilde futbol ve basketbola kaptırdığın için müziğe olan ilgin bayağı arka planlara atıldı.
Halbuki haziran ayı sonundaki anaokulu gösterinde  eline aldığın gitar ve sen  pek de güzel bir ikili olmuştunuz.( Esas güzel olan o kostümlerin içerisinde sizlersiniz halbuki !!! )




Sahneye çok yakıştığın her halinden belli olsa da, her gösteride en ön saflarda yer alsan da annen kadar eğlenmediğin kesin.

Zira tam da senin yaşlarında iken sahnede halk oyunları yaparken içimden geleni aniden yaparak uygulayan ve herkesi şaşkına çevirebilecek kadar eğlenen annenden başkası değildi. Kareografinin bir parçası olmadığı halde davulcuya kaçmamdan dolayı lütfen fotodaki şaşkın ve endişeli yüzleri bulunuz. )




Büyümek tam da bu demek galiba oğlum.

Kendi şaşırtma kapasitemizi kaybederek sıradanlaşmak.

Sen sen ol oğlum hem kendini hem de  başkalarını her daim -olumlu anlamda - şaşırtmak için çaba göster...

Bu seneki en önemli seyahatlerimizden birisi Boston 'da geçirdiğimiz 2 hafta idi. Orada iken gittiğimiz basketbol müzesinde kendine yeni rol modelleri ve ilham kaynakları buldun. 

Bak bu konuyu çok önemsiyorum canım oğlum. İnsan kendine  ancak ilham kaynakları bularak ilerler, gelişmek için çaba sarf eder. Merak eder, araştırır, O'nun gibi olmak için çaba sarf eder. Şimdilik Jordan mı , Messi ve/veya Neymar 'mı olacağını bilemesen de onlardan çok şey öğrenerek gelişeceğin kesin. 

Sen her zaman Emir olacaksın ama NASIL  bir Emir olacağını,  bu rol modellerin belirleyecek bu hayatta.




Az zamanda çok büyük şeyler ifade etmiş canım  oğlum,

Bizim aile anayasamızın yazılı olmayan kurallarına göre en önemli  2 değerimiz var ailemizde;

1.Duygusal zekamız ve duygusal yetkinliklerimiz 
2.Arkadaşlarımız ve arkadaş ilişkilerimiz 

Dolayısıyla başta kendimin olmak üzere sizlerin de gelişimlerinizi hep bu 2 alanda sıkı takipteyim.

Gururla ve kimi zamanda hayranlıkla ifade etmeliyim ki hem  kendine hem de  etrafına her daim keyif veren, pozitif enerji yayan bir kişiliğin var. Yaşıtlarınla değil kendinden büyüklerle bile her zaman anlaşabilmenin yanısıra 13 yaşındaki ablan ve Ela ile aynı yaştaki erkek kuzenin Cem  ile bile aynı ortamda kendini ezdirmeden, saygı duydurtarak onlara  kendini kabul ettirebiliyorsun. Gerçekten büyük başarı.

Hem duygularını ifade etmek konusunda hem de arkadaş ilişkilerinde  ise oldukça uyumlu, hakkını arayan, kendini kabul ettiren olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. 

Tabii  mücadeleni pardon stajını Ela'nın yanında yapmanın faydaları bunlar... :)







Bu yaz gerçekten çok güzel bir yazdı. İkinci çocuk olmanın bütün faydalarını sonuna kadar yaz  partilerine  katılarak, gece 11 'lere kadar dışarıda olarak kullandın. Acı bir itiraf olacak olsa da Ela senin yaşında yaz kış demeden saat 9 'da uykuda idi. Kural bu idi. Kural ne zaman değişti ben bile bilmiyorum.

Şeytan tüylü oğlum,

İlkokul 1.sınıfa devam ettiğin bu günlerde  öğretmenini daha birinci günden kendine aşık ettiğin için sadece öğrenim hayatının değil  tüm hayatının sırrını keşfetmiş bulunuyorsun.

Şeytan tüylü olmak  hayatta her türlü kusuru örter, böylelikle kişi hata yapayapa kendini gerçekleştirebilir. İnşallah sen de  hep hata yapayapa ilerleyip;  hem her daim mutlu olursun hem de  tutku ile asılacağın bir işi yaratabilirsin şeytan tüylüm benim.

Bu arada Ela, senin inek bir erkek öğrenci olmandan çok korkuyor söylemeden geçemeyecem.

Ama bilmediği bir şey var  hem inek hem de şeytan tüylü olunmaz.:)
Dolayısıyla senden inek öğrenci de olmaz.

Bu resim ilkokulun ilk gününden. Kayıtlara geçmesi adına önemli.



Yazın bir erkek çocuğuna göre oldukça güzel ve özenli.

Yüreğinde kelebekler uçuşan oğlum,

Öğretmeninizin 1,5 yaşındaki oğlu geçenlerde ameliyat oldu. Sen de hem kendisine hem de oğluna için bir geçmiş olsun resmi hazırladın. Bir erkek çocuğu olarak aynı resimde, güneşin parlak ışıkları ile kalpleri  ve kelebekleri buluşturduğun  bir resim çizmen beni geleceğe dair umutlandırdı.



Sahi dedim kendi kendime bu erkekler  kalplerini de yüreklerinde uçuşan kelebeklerini de ne zaman kaybediyorlar ?
Sen sakın kaybetme emi canım oğlum...

İnşallah evleneceğin kadında sende bu tür duyguları uyandırır.
Hayatına güneş gibi doğup kalbini çalar, midende kelebekler uçurtur.
Kim olduğunun bir önemi yok ama iyi bir insan olması, sendeki iyilikleri görebilmesi en önemlisi.
7 yaşından bu dilek de ne deme.
Hayattaki en önemli mutluluk kriteri belki de kiminle evlendiğin...

Yüreği nazik efendi oğlum,

Çok istedim diğer erkek annelerinden  dinlediğim gibi bana gelip;

'' Benimle evlenmek istemeni''
'' Beni dünyanın en güzel kadını ilan etmeni ''

çok ama çok istedim.

Sen bunları  baba hiç demedin belki  ama  benden de  ''lütfensiz '' hiç bir şey istemedin, teşekkürünü hiç eksik etmedin.

7 yaşında iken yüreğin nasılsa 70 'inde de böyle olacağına, bu bıyık sende nasıl sırıtıyorsa kaba olmanın da sende böyle sırıtacağına  eminim.

Bir de sen demesen de senin için şimdilik dünyanın en güzel kadını olduğumu biliyorum. Aaa pardon o kişi  Ela da olabilir sahi...

Senin varlığıın Ela 'ya hayatının en ama en güzel ve özel hediyesi.
Halen tüm aile içerisinde -Orhan deden dahil- en sevdiğin kişi Ela.
Ela'nın ise Orhan dedesi.
Bizler de sizleri bu dünyaya getiren aracı kişiler  olmakla avunan kişileriz işte.

Her kardeş çok özeldir ama senin misyonun bence Ela 'yı  geliştirmek, dönüştürmek.

Ela da bunu çok ama çok iyi biliyor.

O da, aşağıdaki resimdeki gibi, eminimki yapacakları ile sana  örnek olacak ve seni hep yukarılara doğru elinden tutup çekecek.




Hayatta,  birbiriniz için yapacaklarınızın sınırsız olması, birbiriniz için ayağınızı yerden kesecek sevinçler yaratabilme kapasitesiniz bizim en kıymetli şükretme sebebimizdir.

Gönlünüzdeki yıldızlara ulaşmanız dileğiyle canım çocuklarım...

Harika bir Fly me to the moon cover'ı.

Tony Bennet'ten.

Sizler için.






https://www.youtube.com/watch?v=kIrcxGdyUdk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder