23 Şubat 2016 Salı

Kendimce

''Terzi kendi söküğünü dikemez'' lafının anıtını yaptık biz ortağım Bahar ile...Yönettiğimiz markalara yönelik nice web siteleri yarattık, bozduk, dönüştürdük ama sıra ne zaman kendi kurduğumuz işin web sitesine geldi ayak sürüdük. 

Ne zaman Bahar beni bırakıp ABD'e yerleşti, Bahar için anıt dikmek adına kolları sıvadım. Çok yakında yeni bir web sitemiz olacak. Orada da işe dair görüşlerimi yazacağım bir blog alanım daha olacak.Şu ana kadar hep defterlere yazmaktan kurtulacağım böylece.

Her kurumsal sitede olduğu üzere bizim web sitemizde de bir ''Hakkımızda '' kısmı var ve o bölüm için tam 3 kez CV yazdım ama olmadı. Ne zaman aşağıdaki şablonu oluşturdum ve  döktüm içimi o zaman beğendim.
Klasik bir CV hiç değil benimkisi ama ben de artık klasik bir kafada zaten hiç değilim.

Soruların ve kelimelerin gücüne her zamankinden daha fazla inanıyorum.Kendimce tabiki...

Bugün bu dışavurum böyle olabilir ama yarın bambaşka bir yorumum olabilir. Ne de olsa değişmeyen tek şey değişimdir.

Kendimce CV 'im..


Kolumdaki altın bilezikler; Eğitim ve iş tecrübelerim…

Eğitim…
Kolumdaki altın bileziklerin ilki illaki eğitimim. İzmir Bornova Anadolu Lisesi'nin ardında , ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi'ni  bitirdim.
İyi bir eğitimin  yola çıkmak için önemli bir itici güç olduğunu ama  yolda ilerlerken , iş hayatına dair daha zorlu problemleri çözerken akademik başarının o denli önemli olmadığını tecrübe ettim.

Kendini şaşırtabilme kapasitesinin, esnek ve hızlı adapte olabilenin, engellerden çok fırsatları görebilenlerin, iş hayatında ilerlerken önlerinin daha açık olduğunu fark ettim.

Ama gün olur devran döner ; kolumdaki altın bilezikleri bozdurmam gerekirse diye de halen önemli bulmaktayım eğitimi ve beraberinde getirdiklerini…

İş hayatına dair tecrübelerim ve evrelerim …

İş hayatına bir an önce atılmak istediğim dönem

’ Ne iş olursa yaparım yeterki iyi bir şirket olsun‘’ dediğim zamanlar.  Coopers & Lybrand. Denetimci olamayacak kadar sosyal ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olduğumu farkettiğim  anda ayrıldığım, ancak 1,5 sene çalışmış olsam da;  bütüne bakmanın ne kadar önemli olduğunu , tüme varmaktansa tümden gelmenin ne kadar önemli ve stratejik bir bakış açısı olduğunu,  finansal bir veri analizinde önce dibi tutturmanın , dibi tutmayanın detayına inilerek verimli bir sorgulama yapılabileceğini, optimum stok tutmanın bir firma için finansal açıdan ne kadar önemli olduğunu tecrübe ettim bu kısa ama etkili zaman zarfında.

Sevdiğiniz bir şey için ne kadar şevkle çalışılabildiğini deneyimlediğim dönem

En çok sevilen kozmetik markalarının başında olan NIVEA ‘da tam 10 sene  boyunca zevkle ve şevkle çalıştım, yarattım, liderlik yaptım. Asistan ürün yöneticisi olarak girdiğim
NIVEA ‘da sırasıyla Ürün Yöneticiliği , Grup Ürün Yöneticiliği , Alternatif İletişim Kanal Yöneticiliği (Call center, CRM, çatı marka için bütünsel projeler ) ve en son Ticari Pazarlama Müdürlüğü yaptım. Uluslararası NIVEA Baby ürün geliştirme ekibinde yer aldım.
Rotasyonun insanın kendisini geliştirmek için en önemli fırsat olduğunu bu dönemde  fark ettim.
İyi bir ekip kurma ve yönetme sorumluluğunun milyon dolarlık bütçe yönetiminden daha kritik olduğunu tecrübe ettim.
İyi bir ekibin başarıya giden yolda olmazsa olmaz bir kritik başarı faktörü olduğunu deneyimleyerek öğrendim.

Kurumsal hayattaki son durağımda; 100 senelik bir markayı sürdürülebilir bir şekilde başarılı kılmanın unsurlarının yanısıra , tüketiciyi ve müşterinizi yaptığınızın işin ‘’ kalbine ‘’ yerleştirmenin önemini, marka için yaratılan hikayeler ve hayaller kadar , o hayalleri gerçekçi ve erişilebilir kılmanın yanı hayata geçirebilmenin önemini tüm ekip arkadaşlarım sayesinde tecrübe ettim.

İlhamımı kaybettiğim ve iş hayatına ara verdiğim dönem

Bu zaman zarfında  durup değerlendirmek,  doğru soruları sorarak doğru cevaplar verebilmek istedim. Bu ara dönemde kendime sorduğum soruların neticesinde bazı tecrübelerim oldu;

  • ·      Engellerimizin gerçek engeller olup olmadığı,
  • ·      Önyargılarımızın düşünme sistemimiz üzerindeki etkileri,
  • ·      Fırsatların aslında burnumuzun ucunda olduğunu,
  • ·      Bakış açısındaki  çok ufak bir değişikliğin bile ‘’ ben de bunu yapabilim’’ hissine dönüştüğünü deneyimledim.

Girişimci ruhumu bulduğum dönem
Sorduğum sorulara verdiğim cevaplar beni şimdiki girişimci yolculuğuma çıkartarak 2010 senesinde  ortağım Bahar' ın kurmuş olduğu şirkete dahil oldum. Son 6 senedir;  kurumsal müşterilerimizin yaratıcı ve yenilikçi düşünce kapasitelerini, kullandığımız  farklı teknikler ile artırmalarına ve hep yapageldiklerinden farklı şeyler yaparak farklı sonuçlar almalarına yardımcı oluyoruz.

Bu zaman zarfında ;
  • ·      Doğru soruları soranların cevaplardan kaçamadığını,
  • ·      Her zaman yapageldiğiniz şekilde yaparsanız hep aynı sonucu alacağını,
  • ·      Farklı sonucu almak için deneyebilme cüretini göstermek  gerektiğini,
  • ·      Deneyimleyebilmek, farklı şeyleri hayata geçirebilmek  için rol modellerden, doğadan, rakiplerden, çocuklardan ilham almamız gerektiğini deneyimledik.
Bizimle yola çıkan müşterilerimize de yukarıda tecrübe ettiklerimizi deneyimletmeyi amaçladık. Sanırım başarılı da olduk. Zira müşterilerimizin % 80 ‘i bizimle tekrar tekrar çalışan müşterilerimiz.
O yüzden kendileri bizim takımdaşlarımız…

Akıp geçen hayata dair düşüncelerim…

İllaki denge . İllaki üretkenlik.  İllaki sorgulamak. İllaki merak. İllaki çok çalışmak ve çok sevmek. İllaki sabretmek.

Öte yandan herşeyi illaki birebir denemeye gerek olmadığını da tecrübe ettim.  Bu zaman zarfında denenmişliklerden , tecrübelerden esinlenerek, sentezleyerek , yeniden tasarlayarak farklı katma değerler yaratılabileceğine inandım, inanmaktan öte sonuç aldım.

Sevdiğim yönüm…

Problem çözme başarım…Problem ne kadar zor olursa olsun, kolları sıvayarak içine girebilme, problemi göğüsleyebilme hevesim ve azmim.
Zira hayatın irili ufaklı problemleri çözerek ilerleme sanatı olduğuna inanıyorum.
Öte yandan iyimserliğim ve önyargılarımı geride bırakabilmeyi öğrenebilmiş olmam.

Sormayı sevdiğim en sevdiğim  sorular …

Nasılsın ? Cevapları ile cidden ilgilenirim. İyi bir dinleyici olduğumu da düşünüyorum. Sürekli öğreniyorum.

Neden olmasın ? Başkasına yönelttiğim bu soruyu, aslında her defasında kendime de sorarak ''farklı bakış  açımı ‘’ zinde tutuyorum.

Hayatta iyi ki dedikleriniz ? Duyduğum cevaplardan ilham alıyorum.

Hayatta keşke dedikleriniz ? Duyduğum cevaplardan ders çıkarıyorum.


Son dönemde kafayı taktığım…

Tasarlamak. Sadece yaratıcı düşünceyi değil ama hayatı, hayat evrelerimizi tasarlayabileceğimize inanıyorum. Çocuklarıma da kendi hayatlarını istedikleri gibi tasarlayabilmeleri için şimdiden alet ve edavat çantalarını doldurmaları için yetkinlik kazandırmaya çalışıyorum.

Son dönemde en çok ilham aldıklarım…

Çocuklarım. Cidden bana ayna tutuyorlar. Yetişkin kalıplarımdan çıkmam için onları gözlemleyip taklit etmeye çalışıyorum. En basitinden ‘’ eğlenmeyi ‘’ yeniden öğreniyorum. Hayatı ciddiye almamayı da.

Gençler, illaki gençler. Son 2 senedir her dönem, ODTÜ İşletme fakültesinde Girişimcilik sertifika programında 12 saatlik ‘’ yaratıcı ve yenilikçi düşünce teknikleri ‘’ eğitimi veriyorum. Her defasında sorgulamalarına, azim ve heveslerine ama en çok da parlayan zekalarına hayran oluyorum. Benim için ODTÜ ‘nün ve ODTÜ’lünün yeri ayrıdır.

Ve pek tabiki müşterilerimiz. Müşterilerimiz bizi en çok ilerleten, çıtayı yükselterek , bizi de geliştiren takımdaşlarımız. Onlar sayesinde  zevkle ve şevkle tasarlamaya, yaratmaya, kendimizi yenilemeye ve dolayısıyla hizmetlerimizi yenilemeye devam ediyoruz.

Sevdiğim söz (ler )…

Aslında hiçbir şey iyi veya kötü değildir. Her şey bizim onlar hakkında ne düşündüğümüze bağlıdır.''
 William Shakespeare

Çok parlak olan gençlerin pek çoğu, ne kendileri ne de yaşadıkları dünya için hiçbir şey başaramadılar. Çünkü bir şeye başlama cesaretini asla gösteremediler. Başla! Başla! Başla!”
Pisagor


21 Şubat 2016 Pazar

Güzel şeyler gördüm ben

Güzel şeyler de oluyor. Görebilmeyiz güzel şeyleri, güzellikleri, güzel bakan başka gözleri.
O güzel şeyler çok büyük ''şey''lerin ardında saklı değil aslında.
Hem güzel şeyleri ayırt edebilmek  çok kolay aslında.
Onlar basitin içinde gizli.
Kimi zaman bir kahve sohbetinde.
Kimi zaman izlediğiniz güzel bir filmin satır aralarında.
Kimi zamanda gittiğiniz bir seyahatte.
Kimi zaman spontan bir karşılaşmada.
Kimi zaman telefonun ucunda söylenenlerde.
Güzel şeyler.
Aslında.
Ne kadar kirlensek de.
Halen umut ve ümit olduğuna işaretler onlar.
Güzel şeyler.

Geçen hafta karşılaştığım eski bir iş arkadaşım, 1 ay sonra bebekleri olacağını söyledi. Ama özellikle de cinsiyetini öğrenmek istemediklerini, bebeğin her türlü kendilerine sürpriz olmasını istediklerini söyledi.Halen böyle romantik insanlar olduğunu bilmek çok iyi geldi. Güzel bir his içimi kapladı.Çok tebrik ettim kendilerini. Ama en çok kendilerini şaşırtabilmek istemelerini. Kimsenin pek de şaşırmak   ve şaşırtmak istemediği şu günlerde...Güzel şey tam da bu dedim.

Eski ve kıymetli bir iş arkadaşım aradı geçen hafta. Kulaklarımı çınlattıklarından bahsetti. Kayınvalidesi ve kayınpederi ile hem de. Zira her ikisi de babam ve halalarımla aynı liseden, Edirne Lisesinden mezun olmuşlar. Babamın teyzesi, yani babaannemin kızkardeşi, kendilerinin matematik öğretmeni olmuş. ( Yıl 1955-1960 aralığı olmalı ) Neredeyse 60 sene geçsede aradan, arkadaşımın kayınvalidesi ve kayınpederi, alelade bir pazar öğleden sonra,  rahmetli  İffet hoca hanımın halen duruşundan, aklından, matematik öğretmenliğinden, sınıfa onca parfüm sıkıp öğrencileri hayran bıraktırdığın emin bir halde '' bakmanız bittiyse derse başlayacağım '' demesinden bahsediyorsa gelinine;  gelini de '' benim işten tanıdığım arkadaşım İpek'te aynı böyle''  deyip, üstüne üstlük bana telefon açıp, çok az tanıma fırsatım olan rahmetli İffet hoca hanıma benzediğimi hissettiriyorsa , paranın tek geçerli değer haline geldiği bu devirde, çok  kıymetli hissettirdi kendimi. Ailemin  sahip olduğu tek geçerli değerinin ''kültürel sermayesinden '' gurur duydum bir defa daha. Güzelce rahmet diledim hayatta olmayan, benzetildiğim ve yadettiklerime.


Çok güzel bir film izledim geçen hafta. Lunch box. Her geçen gün yalnızlaştığımız kalabalık dünyamızda eksikliğini hissettiğimiz sıcaklık ve samimiyet özleminin en  basit ve yalın tercümesi olmuş. Filmdeki nükteli repliklere, düşündürücü ama basit bir o kadar çarpan etkisi çok yüksek deyişlere vuruldum. Basitin tanımını bir daha bir daha düşündüm. Basiti gönülün ferahlığında buldum. Butan 'a gidesim vardı zaten planlamaya aldım.

Son 2 senedir Bahar ile iş vesilesi ile takip ettiğimiz ve NewYork 'ta yaşayan bir tasarımcı olan Ayşe Birsel'i internetten, yaptığı projelerin detaylarını iş dergilerinden vs takip ederken bugün karşımda bulmak da hoş bir tesadüf oldu. Yaratıcı düşünce tasarlamaya kafayı çokça taktığım bir zamanda; sadece düşünceyi değil ama hayatı da tasarlayabileceğimizi aynı yaklaşım ile 2 saat boyunca kendisinden de dinleyince  çok basit ama etkili bir kıpranış oldu içimde.
'' Doğru yoldasın''  dedi içsesim.
 ''Yolun açık olsun'' dedi yüreğim.
 ''Bu işi zaten iyi biliyorsun'' dedi aklım.
Basit ama etkili bir yüzleşme oldu bu sohbet. Kendim için tabii ki.
Kendinize iyi bir şey hediye etmek isterseniz eğer alın okuyun '' Sevdiğiniz Yaşamı Tasarlayın'' adlı kitabı. Hem İzmirli hem ODTÜ 'lü hem de kıymetli bir tasarımcı olan Ayşe birsel'den...

Bir tenis velisi arkadaşımı gördüm geçen hafta tenis klubüne girerken. 13 ve 10 yaşında, 2 erkek annesi olan arkadaşım dedi ki '' 6 aylık hamileyim. Hem de yine bir erkeğe ''...
Ağzımı kapatamadım. İnanamadım. İnanamadığıma inanamadım. Aklımdan o an geçen '' tam da rahata kavuşmuşken, işleri yoluna koymuşken '' leri geçirirken yakaladım kendimi. Çok mutlu oldum.
Vazgeçmemesine.
Komfor alanından çıkma cüretini gösterebilmesine.
Hayran oldum.
Basit düşünebilmesine. '' Çocukları seviyorum '' dedi. Nokta.

Zara'lardan, Mango'lardan, her yerde aynı tip giyinen insanlardan, aynı tip sakallı erkeklerden, özgünlükten yoksun kültürsüzlüğümüzden, Survivor 'ı Olimpiyat zanneden bizlerden gına geldiği, kapkaranlık günlerden ve kapkaranlık gündemlerden sonra  imdadıma yetişti.
Kars.
Adı gibi yalın ve duru.
Bembeyaz.
Yer, gök, ova, dağ bir olmuş adeta. Erimişler birbirlerinin içinde, yekpare vücut olmuşlar.
Sınırsızlık bu olsa gerek dedim.
Tek'lik de,
Bir'lik de,
Bu olsa gerek dedim.
Sahi sınırları kim koyuyor dedim ?
Peki ya kim bölüyor bizi ona, buna, şuna ? diye sordum ama cevaplarını düşünmek dahi istemedim.
Sadece ama sadece hayranlıkla izledim, basitliğini en cüretkar haliyle sunan bu güzel şehri.
Teşekkür ettim kendisine.
Sunduklarından ötürü.
Paylaştıklarından ötürü.
Bir de olağanüstü pozlarından ötürü.
Bu şehir çok güzel poz veriyor.
Alımlı, kaprisli, cesur ama vakur bir kadın olsa olsa bu Kars dedim.
Kendi kendime.





Tüm bunları yazarken de ağzımdan dökülüverdi sözleri. Çok uzun zaman olmuştu dinlemeyeli. Adı gibi etkileyici olan bu güzel şarkıyı da; kalbim aradı taradı buldu arşivlerden.
''Güzel şeyler dinlemek lazım'' diye onayladı aklım.
Ruhum hafifledi.

Yazmak ve dışavurmak her zamanki gibi çok iyi geldi.
Güzel şeyler yaptığımı hissettirdi.



https://www.youtube.com/watch?v=8XDxhDbtDak