19 Şubat 2017 Pazar

Boyutsuz olan tek şey zaman...

Yıl 1987-1988 Eğitim öğretim Yılı... 13-14 yaş arasındayım. O yaşlara ait günlüğümü aldım geçen akşam elime. Daha çok blue jean dergisi gibi. Oradan kestiğim şarkıcı resimleri, görsellerle dolu.

Şarkı sözleri, kendi yazdığım ve/veya alıntıladığım şiirler. İlk platonik aşk itirafları, karışık duygular, kendini yoğun ifade etme isteği.Ama ortak özellik ortaya karışık olması herşeyin.

Müzik zevki bile karışık...Pet shop boys'lar, Madonna, illaki Sting ve George Michael, Rick Astley, Debbie Gibson,Mel & Kim ( kim olduklarını hiç hatırlamıyorum ), Genesis, Scorpions en sevdiğim grup veya şarkıcılar.

Aynı günlükte 1988-1989 okul yılına dair de yoğun duygular kayıt altına alınmış. Bu devire ait duygular ise çok daha keskin, çok daha yakıcı. Demek ki 14 yaş hazırlık  ise 15 yaş ise her türlü duyguyu dibine kadar yoğun hissetme yaşı.

Sayfaları karıştırdıkça bir mektup çıkıyor karşıma ve donup kalıyorum. Daha dün gibi hatırlıyorum o mektubu yazdığımı ...

Bana ait değil ama o denli beğenmişim ki günlüğüme hislerime tercüman olsun diye kayıt altına almışım. Mektup bana ait değil ama hisler, duygu ve düşünceler bana ait ...

Hayat o kadar tuhaf o kadar tuhaf ki, an itibariyle 13.5 yaşında olan kızım  Ela ile her  gün yeni bir deneyim yaşadığımız bugünlerde tekrar karşıma çıktı bu mektup.
30 sene sonra. Kendi el yazımla, kızım ile tıpatıp aynı yaş dönemlerine denk gelen bir zamandan...

Zaman o kadar tuhaf işleyen bir mekanizma ki, dün izlediğim film Arrival 'daki gibi her zaman ileriye doğru işlemiyor aslında. Geriye doğruda işletebilsek eğer bizler, ileriye dair çok daha fazla ipucu, içgörü bulup daha rahat bir nefes alabileceğiz. Zorlukları aşmaya dair işaretler ve doğru okumalar aslında elimizde ama görmeyi bilmiyoruz işaretleri hep ileriki zamanda aradığımız için..

Tıpkı aşağıdaki mektubu, kendi ellerimle, 30 sene önce kendi duygularımı ifade etmek için yazmış olsam da, aslında anne baba olduğum dönemler için  farklı bir rol ve bakış açısıyla tekrar okumam gerektiği için yazmış olduğuma  inandığım gibi...
Kendime bir işaret yaratabilmek için, işaretler sayesinde doğru tahliller yapabilmek için.

Hayat,
Tuhaf
Ama 
Esas
İşaretler 
Daha da 
Tuhaf
Tabi
Görebilene...


O zaman işaretler benim için kıymetliyse, durmak yok yazmaya ve kayıt altına almaya devam. Kaldığımız yerin zaman boyutuna bakmaksızın...Geçmiş ve gelecek kaygısı olmadan. Bu zaman  için, bu zamana dair. 

Yazılarımın ve duygularımın içindeki  işaretler acaba hangi zaman boyutunda tekrar karşıma kim için çıkacaklar?  

Geri döndüm yazmaya.Sadece işaret oluşturabilmek için.
Siz fark etmemiş olabilirsiniz ama benim için önemli bir adım. İleriye doğru mu geriye mi bilinmez :)




Sevgili Anneciğim ve Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim;

''Sürekli bir büyüme ve değişim içerisindeyim.Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.

Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Bana oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde her işimde koruyup kollamaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. 

Bana yanılma oayı bırakın. Kendi işimi kendim görmeye alıştım. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım ?

Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın, hep çocuk kalmak isterim sonra. 

Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmadıkça sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Sözünüzü tutmadıkça sizlere güvenim azalıyor.
Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin.Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. 

Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimiz söyleyemem. Ancak hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığımı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

Beni dinleyin. Öğrenmeye en yakın olduğum anlar soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve açık olsun.

Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve tedirgin eder.

Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler ben de daha çok iz bırakır.'' Ben sizin yaşında iken ... diye başlayan sözleri hep kulak arkası yaparım...

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni korkutup sindirerek suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın.Yaramazlıklarım için beni küçük çocukmuşum gibi yargılamayın.Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin.Suçumu aşmadığı sürece cezama da katlanabilirim.

Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin.Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün.Bana güvendiğinizi belli edin.Beni başkalarıyla karşılaştırmayın, umutsuzluğa kapılırım.

Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre tanıyın, yüzdeyüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunalttığım sırada bile soğukkanlığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim ama beni aşağılamayın.Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizin gibi yabancıların yanında güç duruma düşebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamadan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz, aksine beni size daha çok yansıtır.

Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın.Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum ki ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz dışında benden istediklerinizin çok olmadığını biliyorum.Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.

Benden ''örnek çocuk '' olmamı beklemezseniz ben de sizden kusursuz anababa olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.
Sevgiler çocuğunuz...