10 Mayıs 2017 Çarşamba

Canım kızıma mektup -TEOG öncesi


Aşağıdaki mektubun biraz daha uzununu neredeyse 3 hafta önce gerçekleşen TEOG sınavları öncesinde kızıma yazıp vermiştim. Kayıtlara geçmesini istedim...



Canım kızım Ela’cım,

Herşey geçen sene Haziran ayında katıldığın YGA kampı ile www.yga.org.tr/ başladı. Küçük bir defter ile döndüğün kamp sonrasında bana çok bir şey anlatmadın. Hatta her zaman yaptığın gibi       ‘’ çok sıkıcı idi ‘’ dedin. Sonra ben tesadüfen masamda küçük bir  defter buldum , meğerse YGA kampının not defteri imiş. 

İçinde yazanları hayranlıkla okudum…Henüz 13 yaşına basmamış olduğun günlerde şunları kayıt altına almışsın ki ben de hem yaşını hem de seni bu yaşında nelerin etkilediğini  mutlaka ama mutlaka kayıt altına almak istedim…





Sonra dinlediğin konuşmacılardan seni etkileyen bölümlere dair aldığın notları okudum;







Canım kızım Ela’m,
El yazısıyla yazdığın bu notları okuduğum an, aklına ve yüreğinin gücüne, yapmak istediklerine şaştım kaldım. Kalbinden geçirdiklerine, kendine rol model aldığın kişilere, hangi yönleri ile rol model aldığına tanık olmak, yaşı 13 bile olmamış bir genç kız olarak hayalleri büyük olan kişilerden etkilenmene hayran oldum.  O gün sana her şeyden ve her zamankinden daha fazla güvenmem gerektiğini anladım.

Öte yandan bunları yazmak demek, bunları bilgece ve ustaca hayata geçirebileceğin anlamına gelmezdi elbette. Zamana, yaşanmışlıklara ve tecrübeye ihtiyacın vardı. Sınav ve sınanmalara ihtiyacın olduğun gibi…İşte tam bu noktada da TEOG denen illetten sen de nasibini aldın. Bu yanlış bir zamanda ( ergenlik )  başına gelebilecek en saçma sınav bile olsa , sınav sınavdır, tecrübenin  de tecrübe olacağı üzere…

İyisi ile kötüsü ile.

İşte tam da bu noktada, sınavın 2. aşamasına 1 gün kala sana gönlümden geçen herşeyi, yaşadıklarını ve yaşayacaklarına dair yazmak istedim.

Bu dönemine dair kayıt altına almak istediğim en önemli şey, defterine yazmış olduğun gerçek hayat hikayelerinden kesitlerini senin de kısmen deneyimlemiş olman.
Hatta aynen Ebru Özdemir ‘i dinledikten sonra yazdığın gibi
 ‘’ Hiçbir zaman pes etmeyen, iç disiplini çok yüksek ve güçlü, her zaman pozitif ‘’ oldun sen de  bu dönemde…

Zaman zaman dağılsanda büyük çoğunluğunda bu ruh ile çalıştın.

Öykündüğün, ilham aldığın değerleri, böylesine zor bir dönemde - kendini tanıma, kişilik oluşturma, deneyimlere açık duruma gelme,  kural ve sınır tanımak istemediğin bir dönemde - ki kısaca biz buna ergenlik diyoruz - hayata geçirmeye çalışmak çok ama çok kıymetli idi. 

Seninle gurur duyuyorum. 

Çoğu zaman sana da söyledim, hissettirdim ama yine de yazmak ve kayıt altına almak istedim.


İhtiraslı kızım Ela’m,

 Geçen akşam babanla kelimelerin gücünden bahsediyorduk konu ‘’ihtiraslı’’ ve ‘’hırslı ‘’ kelimelerinden açıldı. Döndük Türk Dil Kurumu sözlüğüne baktık…İhtiraslı için ; aşırı güçlü istek, tutku yazıyordu. Hırslı içinse ‘’açgözlü, muhteris, kızgın ve öfkeli ‘’ yazıyordu. Baban ve annenden sonra ailedeki ihtiraslı kişiler topluluğuna hoş geldin J yavrucum.

Sevgili kızım , şu yaşımda çok daha iyi anlıyorum ki hayattaki en önemli şey; yaşama dair  istek ve tutkularımızı sürdürülebilir kılmak. Erken tükenmeden, her şeyi doğru zamanda deneyimlerek, ilerlemek,  gelişmek ve geliştirmek…Yani ihtiraslarımıza bir ömür sahip çıkabilmek. Yılmadan, pes etmeden.

Senin de en güçlü yönün ; yaşama dair heveslerin, içine sokmak istediklerin kadar dışarı akıtmak istediklerin. Bunların birçoğuna tanık oluyor olsak da daha fazlası YGA defterine yazdıklarından fışkırmakta zati. Hele Mevlana ‘nın söylediği laftan etkilenerek not etmen ise beni çok etkiledi.

Dolayısıyla bir TEOG sınavının SONUCU senin yaşama dair hevesinin de , başarı ve başarısızlığının da bir yansıması olamaz ancak nasıl hazırlandığın , hangi duygularla nasıl baş ettiğin , hangi sonuçlara rağmen yoluna nasıl devam ettiğin  ÇOK önemli bir gösterge olabilir. 

Bu süreçteki karnene bakacak olursak ihtiraslı kızım ,

Kendine göre hayal kırıklığına uğradığın 1.sınav sonrasında pek çok zorlu şeyle aynı anda yüzleşmek zorunda kaldın.

Halbuki hayal kırıklıkları çok iyi bir şeydir güzel kızım. Öncelikle hayallerinin olmasıdır kıymetli olan. Başarı ise aldığın sonuç değil süreçte tecrübe ettiğin deneyimlerine göre yeniden konumlamaktır kendini.

Birçok 40 yaşını aşmış yaşıtım dahi yaşadıkları ile yüzleşmekten kaçıp, kendini  ve hayallerini yeniden konumlama, yaratma konusunda başarılı olamazken senin 13 yaşında bütün bunları başarmış olman görüyorum ki en büyük hazinen. Bu hazinene çok iyi bakmalısın zira seni sen yapan en büyük gücün , mantığının , sağduyunun yanında bu olacaktır belli ki.


Güzel kızım,

Hayatta farklı alanlarda bir sürü tecrübe ve deneyim elde etmek mümkün. Hatta deneyimlerin hepsini senin tecrübe etmene de gerek yok. Başkalarından alacağın akıl ve tavsiyeler de senin yolculuğuna renk ve öngörü katacak, yolunu kimi zaman zenginleştirmene bazen de değiştirmene, kimi zaman daha iyi bir şeyi tercih etmene sebep olacaktır.

Senin de bu yaşında bile bir sürü deneyimin , zenginliğin var. İş bu zenginlikleri bambaşka bir alanda sentezleyebilmekte.

Mesela yarın gireceğin TEOG sınavını, daha önce çıktığın nice tenis maçlarına benzetebilirsen eğer, kendini ve daha önceki sınavdan almış olduğun notunu da tenis maçındaki 1. sete benzetebilirsin. Daha maç bitmemiştir ama rakibini, sahayı tanımışsındır artık.

Çekinmene gerek yoktur artık. Tenis maçlarında sahayı ve rakibi tanıdığın kadar geçen süre zarfında aslında kendini tanıyorsun. Oynadıkça kendine güvenin geliyor. Kafanda büyüttüğün rakibini, aslında sadece kafanda büyütmüş olduğunu, sahadaki rakibinin bambaşka olabildiğini ( daha az güçlü olabileceğini), hatta kendinin rakibinden daha iyi olabileceğini idrak ediyorsun. 

Doğru kelime de bu aslında. 

İdrak  etmek, farkına varmak. Kendi kapasiteni, hevesini, vermiş olduğun tüm emekleri, pes etmek için hiçbir sebebinin olmadığını fark ediyorsun.

Ne zaman idrak ederek çıkıyorsun maçların 2. setine, çoğunlukla da kendine güvenin gelmiş, hevesini canla başla ortaya koyan bambaşka bir Ela oluyorsun sahada.

Bırakıp kafanın içindekileri, asılıyorsun sahanın içinde olan bitene. O noktada bambaşka bir performansa sahip oluyorsun işte. Kendine ve yapabileceklerine daha fazla güvenen bir ELA çıkıyor içinden. Hem rakibin karşısına hem de kendinin karşısına.

Bambaşka bir Ela çıkmasına neden şaşırıyorsun ki peki ?

Sen değil miydin maç öncesi antremanlarda yüzlerce defa aynı backhand, forehand vuruşu sayısız defa çalışıp emek harcayan…

İşte yarın ki 2. aşama TEOG sınavını senin maçlarındaki 2. Sete benzetiyorum. 

Artık sistemi, başına gelebilecekleri az çok deneyimledin. ( sahayı ve rakibini iyi tanıdın ) 
Ama en önemlisi kendini çok iyi tanıdın, yapabileceklerini biliyorsun.
Zira çok emek verdin, çok çalıştın, çok istekli ve hevesli idin. O zaman geriye tek şey kalıyor , bütün bu deneyimlerini sentezleyerek , kendine güvenerek , içindekileri dışa vurup yansıtman…

Tek yapman gereken elinden geleni yaptığın çalışma dönemini dışa vurabilmektir.

Yani sahaya çıkıp elinden gelenin en iyisini yapmaktır. 


Canım kızım unutmamanı istediğim tek ve en önemli şey,  

İçinde tuttuğun hazineyi yansıtmak için sadece bir sınav yok önünde…

İçindeki ihtiraslarını, sınav olsun olmasın önünde HER DAİM yansıtabilmektir en önemli beceri. Kendine güvenerek içinden geçenleri yansıtmaktır en kıymetlisi.

İşte ancak o zaman, sen de,  gün gelir  bir başka 13 yaşındaki kızın defterine konu olursun, deneyimlerinle. ELA...... ‘ün kendi cümlelerini, hayallerini ve nasıl pes etmediklerini yazarlar defterlerine...

TEOG sınavı sadece bir rakamdır ama bundan sonra ne yaptığın, bu süreçte neler öğrendiğin, nasıl ilerlediğin, nasıl geliştiğin ve yansıttıkların esas  konu olacaktır anlatacaklarına da , ileride yazacağın ve yaratacağın hikayelerine de  başkalarına vereceğin ilham kaynaklarına da…

İçindeki hazineyi hevesle yansıtmak isteyen canım kızım Ela’m,

Hayatta tükenmemek adına senin adına dilediğim en önemli şey başına gelebilecek tüm sınav ve süreçlerden kolaylıkla geçmen, kolaylıklarla  yönetebilmen.

Ben hayatımda hep zorluğu çağırdım. Eyy zorluklar yeneceğim sizi dediğim tüm süreçlerin sonunda yoruldum ve tükendim. Tekrar ayağa enerjik kalkmam kolay olmadı.

Ama 43 yaşında hem kendim hem de sizler için 2 duam var. Birisini çok iyi biliyorsun zaten. Şu an için anlaman mümkün olmasa da ileride,  belki yakın belki uzak geleceğinde beni çok daha iyi anlayacağını biliyorum.

O yüzden bildiğini çok iyi bildiğim duayı senin için yine tekrar edeceğim;

‘’ Hakkında hep en hayırlısı olsun inşallah’’

Ama hemen ardından ise 2. duamı ekleyeceğim;

‘’Olmasını istediğin , gönlünden geçirdiğin her türlü istek ve arzu kolaylıklar ile gelsin. Zorluklara gebe olan şeyleri oldurtmaya çalışmak yerine, seninle akıp gidecek, kendini daha çok gerçekleştirmeni sağlayacak olanaklar çıksın karşına ...

Öyleki bu olanaklar da sana  daha  kolay hatalar yapıp , hatalarından kolaylıkla öğrenebilmeni sağlasın.

Hatalar hep yapılacak ama hataların kolay olanları ayağa daha kolay kalkmanı, içinde taşıdığın hazineyi daha kolay yansıtmanı sağlayacaktır.''

Seni çoook seven ve her daim gurur duyan annen İpek J