12 Mayıs 2013 Pazar

Annem

Bundan 7-8 sene önce geniş katılımlı bir iş toplantısında Acar Baltaş konuşmacı olarak aramızda idi...Bizlere bir takım sorular yönelttikten sonra bizi tanımak için içimizde ki  1-2 arkadaşımızdan kendisini tanıtmasını istemişti..
Bir arkadaşımız da kendisini tanıtırken ;
-2 çocuklu bir anneyim
-Şu departmanda bu işlerden sorumluyum
-Bu şirkette şu kadar zamandır çalışıyorum dedi.

Acar Baltaş o zaman hiç unutamayacağım bir cevap verdi.Dedi ki ''Sen bize kendini tanıtmadın sadece hayattaki rollerini anlattın''

Bugün anneler günü...Her yerde annelere ithaf edilmiş yazılar var.Herkes kendi gözlüğünden annesini anlatıyor..Annelerin ''anneliği'' yüceltiliyor...O'nun gibisini bulamamaktan, O'nun yemeklerini başka kimsenin elinden yiyememekten, O'nun sevgisini başka kimseden görememekten yakınıyor çoğu zaman köşe yazılarındaki muhtelif isimler...

Bütün bu yazıları okurken 22 sene önce kaybettiğim annem geldi aklıma...Annemin anneliği değil ama kendisi geldi aklıma... Hiç aklımdan çıkmayan anneme sormak istediklerim vardı.Duymak ve öğrenmek istediklerim. Anne rolünden sıyrılıp kadın olarak cevaplamasını istediklerim vardı...Hani Acar Baltaş'ın dediği gibi...Kendi olduğu gibi...

-İlk ne zaman ilk aşık olmuştu ?
-Neden babamı seçmişti ? Nasıl tavlamıştı babam O'nu ?
-Hayatındaki en büyük pişmanlığı ne idi acaba?
-Başka bir imkan geçseydi eline nasıl yaşardı acaba hayatının geri kalanını?
-Ajda dışında kıskandığı olmuş muydu acaba ? Neden kıskanmıştı o kişiyi acaba?
-Hayatının en güzel dönemi hangisiydi?
-Peki ya hayalleri ?
-Evlenmemiş olsaydı nasıl bir hayat yaşamak isterdi? 
-O zarif stilini nasıl belirlemişti ? Yılların getirdiği miydi hep mi böyleydi?
-Kadın olarak en çok neresini beğenirdi ? ( Gerçi bunun cevabını biliyorum bacakları idi!! Yıllar sonra MS olduğunda demişti ki ''nazar değdi bacaklarıma '')
-Beni nasıl buluyordu acaba ? Kadınlığımı,kişiliğimi,değer yargılarımı,dostlarımı, hayata bakış açımı..?
-Her 10 senelik yaş dönemimde bana ne nasihatlar verirdi? Karnem nasıl olurdu acaba?


17 yaşında bunları düşünmüyor insan.. Sadece ama sadece kendisini düşünüyor..Peri masalının ise sonsuzluğuna inanıyor...Annesine bir şey olmaz, bu masalın sonu da böyle olamaz diye düşünüyor.

Anne olduktan sonra anladım gerçek yokluğunu...Hem anneliğini hem de kadın olarak kendisini...
Düşündüm ki eğer hayatta olsaydı ondan çok şey isterdim ;

-Hayatımızda bizi mutlu eden /üzen konular hakkında birbirimize el yazısı ile mektup yazmayı isterdim..O el yazısı ile dile getirilmişler şeyler var ya..) Fotoğraf kadar kıymetli.Söz uçar yazı kalır misali.

-Her yılbaşı videoya çekip kendimizi o seneki hayallerimizi anlatmasını isterdim...Sene sonu geldiğinde ise o videoyu izlediğimizdeki yüz ifadelerimizi tekrar çekebilmeyi isterdim.

-Kadın olarak bana kendisini anlatmasını isterdim. Duygularını bilmek, isyanlarını öğrenmek isterdim.Yukarıdaki sorularıma her 10 sene başkalarını eklerdim.

-Anne kız olarak herkesi geride bırakıp sehayate gitmeyi isterdim. Elimizde içkilerimiz güneşi batırmayı arzu ederdim...Kendimize odaklanarak, diğer herşeyi unutarak...

-İki zevkli kadın olarak bol bol alışverişe çıkmayı isterdim...Olmayan kilosunu yine de şımarıkça eleştirmeyi isterdim.Kapris misali.

-Kızıma beni anlatmasını isterdim.Çocuk, ergen, yetişkin hallerindeki kendimi. Zorluklarımı, hatalarımı, başarılarımı, benzerliklerimi..Kızıma her ikimizin de ( annemin ve benim ) yapamadığımız şeyleri yapmasına cesaret vermesini isterdim.

-Oğluma ise ikimizinde ( annem ve benim )  hayallerindeki ortak erkek figürünü anlatmasını isterdim.Kadın ruhunu anlamasını için önce kendi ruhunu nasıl beslemesi gerektiğini anlatmasını isterdim.

-Birlikte spor yapmak isterdim.Gururla yanında olmak isterdim.

-Her sene başında özel fotoğraflar çektirirdim..Profesyonel fotoğrafçıya.Yüzümüzün güldüğü.Ümidin, umudun olduğu, şükran duyulduğu...

Ben yapamadım.Sadece istedim.İmkansızı.

İmkanınız varsa, siz o şanslılardansanız halen; durmayın,yapın.Sorun, öğrenin, yüceltin. 

İçinizden gelen geçeni paylaşın...

Yaşayın ..Sadece anneliğini değil  annenizin kendisini !!


10 Mayıs 2013 Cuma

Işık İşçileri

Hani hep aklımızı kurcalayan bir şeyler vardır... Çoğu zaman adlandıramadığımız, kimi zaman dışa vurduğumuz...Nefes alıp verdiğimiz müddetçe hep içimizde barındırdığımız; barındırmak istediğimiz...

Etkileşim içerisinde olduğumuz kişilere çok rahatlıkla hissettirebildiğimiz.Yüreklerimizde taşıyıp arada bir kendimize '' belki de benim misyonum bu! '' dediğimiz.

Yüreklerimizden taştığı zaman ise nereye, nasıl akıtabileceğimizi bilemediğimiz...

Ama sonra bir an gelir, farkına varırız, emin oluruz ve  bir yolunu bulup çağlarız gürül gürül. Kimi zaman yazarak, kimi zaman bir objeyi yaratarak, kimi zaman içten gelen herhangi bir arzuyu güçlü ve istikrarlı bir şekilde paylaşarak...

Tüm bu aktivitelerin ortak paydası; paylaşmak, etkileşim içerisinde bulunarak iyi hissettirmektir.Ama kendimizi ama karşımızdakini. Önemli kelime; enerji alışverişidir.

İçimdekini dışıma çıkartabildiğim ve karşılığında da olağanüstü enerji alıp verdiğim bu blogumun bana kattığı gibi..Kendimi akıtabildiğim için çok mutlu olduğum gibi... Aşağıdaki yazıyı okuduğumda ''evreka'' dediğim gibi...

Eskisi gibi tanımlara takılı kalmayı sevmesemde kendime yakın hissettiklerimi özenle seçiyorum.

Sizlerin de kendi yaşam amacınızı yüreklerinizden çıkartıp akıtabilmeniz dileğiyle; sevgiyle paylaşın...


Yaşam Amacı
Yaşam derslerinin dışında, bir de bu yaşama yapmak üzere geldiğimiz bir iş var. Yaşam amacımız, biz bu dünyaya gelirken yüksek benliğimizle; Allah’la, meleklerimizle birlikte belirlediğimiz, yaşam boyu da ana hatlarıyla sabit kalan ‘hayatımızın işi’dir. 
Yaşam amacımız bizi en mutlu eden, içimize en fazla coşku veren, o işi yaptığımızda bizi en çok dolduran iştir. Enerjimizi en çok yükselten, ışığımızı en çok arttıran iştir yaşam amacımız. 
Yaşam amacıyla ilgili en güzel haber de şu: Hepimiz yaşam amacımızla ilgili yeteneklere doğuştan sahibiz. En kolay yaptığımız iştir yaşam amacımız aslında. Zaten yeteneklerimizin olduğu alandadır yaşam amacımız. Bazen bu yeteneklerimizi açığa çıkarmak veya hatırlamak için bir-iki eğitim almamız gerekebilir ama istisnasız hepimiz, yaşam amacımız her ne ise onu muhteşem bir şekilde yapabilecek hazinelerle donatılarak geldik bu dünyaya.
Ve bu konudaki asıl hazinemiz içimizdedir.
Işık İşçileri
Herkesin bir yaşam amacı vardır. Bazılarımızınki sadece mutlu olmak… 
Fakat ışık işçileri dediğimiz bir grup insan var ki, onların yaşam amacı biraz farklı. Yüreğinde kendileri veya yakın çevrelerinin dışında herhangi bir şekilde hizmet etme isteği duyan insanlara ışık işçisi diyoruz. Bu, resim veya müzikle dünyamızı güzelleştirerek insanların enerjisini yükseltmek de olabilir, tıp doktorluğu yaparak hayat kurtarmak da. Veya sadece doğru zamanda doğru yerde bulunup, karşılaştığı insanlara duyması gereken sözleri söyleyerek onları rahatlatmak…