28 Şubat 2021 Pazar

İpek hanım

Bundan 21 sene önce filan. Evlenmişim. İyi bir işim var. Kariyerim parlak görünüyor zira çok sevdiğim bir işi sonunda bulmuş, dört elle sarılıyorum. Güzel giyinmeyi seviyorum. Sürekli aksesuar ile zenginleştiriyorum giydiklerimi. Desenli çoraplar, siyah çerçeveli gözlükler filan ama illaki takılar. 

Diyorum ki  madem takı seviyorum, o zaman yapabilirim de. Neden olmasın diyorum ? 

Ve kendimi birdenbire Nişantaşı'nın en artist sokaklarının birinde Bayan Nelli 'nin stüdyosunda buluyorum. https://www.salom.com.tr/news/list/category/haber-110025-nelli_gavriyeloglundan_doga_esintili_takilar.html

Mum tekniği ile gümüş takı tasarlamayı öğrenmeye çabalıyorum. İnanılmaz titizlik isteyen bir teknik sonucunda takı - ki ben o sırada hep yüzük çalışıyorum- yapmayı deneyimliyorum. Her haftasonumu Nişantaşı'nda geçirdiğim onca saat sonrasında kendimi beğendiğim takı stüdyolarında bu işin başka ustalarını bulmaya, merakla soruştururken buluyorum. Ve çok beğendiğim Urart takılarını yapan bir ustanın o markadan ayrılarak Kadıköy'de kendi atölyesini açtığını öğreniyorum. Bu sefer nedenini hatırlamadığım bir sebepten ötürü rotamı Nişantaşı'ndan Kadıköy'e çeviriyorum. Kadıköy'e gidip gelmeyi çok seviyorum sevmesine ama atölyede bir daha  emin oluyorum ki bende tasarım için gereken el becerisi, titizlik ve en önemlisi sabır yok. Olsa olsa sadece iyi bir göz ve taşıma becerisi var :) 

Ama hakkını yemeyeyim Çağlar o dönem ki hevesimi desteklemek için bana bir oda dolusu gerekli tüm malzemeleri alıyor. 

Ama sonunda kabul etmek zorunda kalıyorum ki bu yolculuğun sonunda bir ışık yok. 

Yaş 26 . İsmim hobilerimi hayata geçirmeye çalıştığım ortamlarda halen '' İpek ''

Sonraki dönem  içimde hep ukte olan bir tiyatro sevdasına ayrılıyor.  İllaki çıkacağım o tiyatro sahnesine. İş yerindekilere bile illahlah geldi, ben de tamam dedim, bu sefer istikamet '' Ayla Algan Ekol Drama'' atölyesi. 

Taksim 'in göbeğinde bir yer. Ela olsa olsa 3-4 yaşlarında. Haftada 2 gün iş çıkışı bu sefer oraya. Kendim gibi kimsenin olmadığı bir yer. O dönem daha kurumsal tiyatro klüpleri filan yok. O yüzden illaki dışarıda bu işi halletmek durumundayım. Evli, barklı, işi gücü olan bir anne olarak'' ait '' olamıyorum. Zaten kurumsal bir yer hiç değil, amaçları bile yok. Gelenlerin ise amaçları belli değil. O yüzden daha fazla dayanamayıp, hüsranla oradan  ayrılıyorum. 

Yaş 30. Halen ismim İpek.

Biraz daha zaman geçiyor, tiyatro sevdası içimde ukte, başım bu konuda hafif önde, bu konudan dolayı üzgün bir şekilde , önce kurumsal iş dünyasından istifa ediyorum sonra 2. çocuğumu doğuruyorum. Ve bir süre sonra  yine yollara düşüyorum. 

Biri 6 yaşında diğeri 1 yaşında 2 çocuklu anne olarak bu sefer istikamet Vahide Gördüm'ün yeri ''Akademi 35,5'' . Çok heyecanlanıyorum, bu sefer olacak bu iş diyorum. Hem Vahide Gördüm çok daha disiplinli ve yaptığı işe sahip çıkıyor, bizimle bizzat ilgileniyor hem de adı 35,5 olan - zira ikimizde Karşıyaka'lıyız - bir yerden evren  bana bir mesaj  yolluyor diyorum.  

http://www.35bucuk.biz

O sırada diz furyası patlıyor, 11-12 sene önce. Ben illa tiyatro derken yanımdaki sahne tozu yutmaya gelmiş bir çok kişi illa da kamera önü, dizi de dizi diyor. Tiyatro ve alkış sesi kimsenin umrunda değil, herkes şöhret ve kamera istiyor. 

O zaman ben ve 2 çocuklu halim yavaş yavaş farklılaşıyoruz ortamda. En son Altan Gördüm de bana gelip ''  ''Doktorlar''   diye bir dizi çekiyoruz, sana uygun bir rol var, ilgilenir misin ? '' diye sorunca ben koşar adım kaçıyorum. Zira benim yolum ile oradakilerin yolu bir değil, ben kim dizi oyuncusu olmak kim :)

Yaş 35. İsmim halen İpek.

O zaman tekrar karar veriyorum ki 2 çocuklu bir kadın olarak ben yine işim ile var olayım,  hobilerimi rafa kaldırayım. 

Ama sonra dayanamıyorum, tiyatro sevdamın zorunlu olarak sabote edilmesinden yaklaşık 2 sene sonra kendimi bu blogu açmış -neredeyse 9 sene önce ! -ve içimi akıtırken buluyorum. Yakın çevrem, yazı yazma konusunda  tiyatrodan daha çok gelecek vaat ettiğimi söyleyerek kendimi bir nebze olsa da avutmamı sağlıyorlar. Avutma işe yaramış olmalı ki 9 senedir iyisiyle kötüsüyle az çok bir şeyler yazıyorum. 

Bu ortamda da -yakın çevrem dışında - yazılarımı okuyanlarla tanışma imkanım olmadığım için bana nasıl seslendiklerini bilmiyorum. Zaten aslında İpek değilim bu ortamda, 5duyum olmam da işleri biraz karıştırıyor.

Bloğa yazmaya başladığımda yaşım 39, ama zaten  ismim de bu ortamda İpek değil :)

Kurumsal hizmet verdiğim iş kolumu , Amerika Amazon 'da bir ürün satmaya evriltmemden az önce ; kurumsal dünyada biraz daha varolup olmamı anlayabilmek için kendime bir şans daha veriyorum. Bana yakın çevremin yakıştırdığı üzere '' Koçluk '' eğitimine gidiyorum. Yaklaşık 1 sene süren bu eğitimde aslında en çok kendime uygun profildeki kişilerle bu ortamda buluşsam da bir şey beni geri çekiyor.

Ben artık o dünyadan,  '' kurumsal '' olmaktan çoktan uzaklaşmış, inancımı kaybetmiş buluyorum kendimi. Hayallerim kişilerin dert ve sıkıntılarını dinleyerek kendilerine en iyi '' yolu '' bulmalarını sağlamak kesinlikle değil, fark ediyorum. 

Güzel bir şekilde programı bitirdikten sonra emin oluyorum. .https://elemental-v.com İyi yaptığım şeylerin üzerine daha fazla gitmek istiyorum. 

Yaşım 44, çok benzer yaşlarda olmasak da benzer profiller, iş tecrübeleri sebebiyle ismim o ortamda  yine İpek oluyor. 

Ve iki sene önce ise ver elini yazı yazma kursu diyorum. Ama o sırada bir de iş doğuruyorum. Ve Denizli'den Amerika'ya koltuk şalı ihraç ediyoruz. Yazı kursum Moda 'da. Çok romantik keşiflerim oluyor. İyi ki diyorum. 

Yine enteresan bir grup insanla, bir masa etrafındayım. Ama sorun şu ki ben kendimi enteresan bulmuyorum. Öyle olunca yine aidiyet duygusu azalıyor. Neden olduğunu tam  hatırlamıyorum ama  kursun 1. bölümünü bitince devam etmiyorum. 

Yaşım olmuş 45, bu sefer ise benzer profil pek yok, ama yaşta benzer bir grup insan ile birlikte olduğum için ismim yine İpek:). https://sanalyazievi.com

Yıl 2020 oluyor. Ve tam 1 sene önce ise  bütün dünyayı kasıp kavuran Pandemi süreci başlıyor. İlk dönemleri şaşkın ve sürece uymakla geçiyor. Daha pasif ve izleyici. İkinci dönemi ise daha aktif ve kararlı. 

O adım atılacak. İçten ne geliyorsa o yapılacak .İster zoom ortamında ister gerçek sınıflarda.

Eş zamanlı karar veriyorum. Hep içinde bulunmaktan, okumaktan, araştırmaktan keyif aldığım astroloji eğitimine ve içimden daimi fışkıran dans etmeye olan düşkünlüğümü bir nebze formatlamaya karar veriyorum. Dans geleceğimi astrolojik açıdan okumaya karar veriyorum desem belki de daha doğru olacak...

Bu arada yaş 47 oluyor.Ve gerek astroloji sınıfımda https://www.lunasmelody.com gerek dans sınıfımda https://www.youtube.com/user/detikan84 birden bambaşka bir şey oluyor. Önce pek önemsemiyorum ama üstüste duyunca pek de şaşırıyorum.

Zira birdenbire sınıfımdaki herkes bana '' İpek Hanım'' demeye başlıyor Ben de hemen düzeltiyorum;     '' ''bana İpek! ''diyebilirsiniz.

Evet 20 sene çok uzun bir süre. İnsanın ilgilerinin değişmesi, deneyimlemek istediği şeylerin çeşitliliğinin artması olası bir durum. 

Bu hikayede aslında biraz bu durumun özeti gibi. 

Ancak sorarım size; İpek 'tek İpek Hn'a evrilecek ne yapmış olabilirim ki ben ?

İnsan 20 senede hanıma evrilirse biz pek yakında pazarda teyzeye evriliriz bu gidişle...






  



 

18 Şubat 2021 Perşembe

Ömür dostum 50 yaşında...

 

ÖMRÜME ÖMÜR KATAN ÖMÜR DOSTUMA...

Canım Annem,

Bilmeni isterim sen gittikten sonra -senin yokluğun dışında- hiç eksilmedim ben. Aksine çoğaldım.
Halen yanımda senin çok iyi bildiğin, tanıdığın dostlarım var. Hepsi ile birlikte büyümenin, çoğalmanın keyfini çıkartmaktayım.

Tabii daha sonra edindiğim ve senin hiç tanışma fırsatını bulamadığın olağanüstü insanlarla da tanışarak çoğaldım ben. Çağlayan misali. Tamamlandım onlarla da adeta.

Bugün onlar içindeki en ömür ve benim içinde tesadüfi olamayacak kadar önemli rollere bürünerek bana ilham kaynağı olmuş bir dostum ile tanıştırmak istiyorum seni.

Bu satırları okurken bu ömür dostum; 44. yaşını kutluyor olacak. Ve 44. yaşında yakın dostlarından tek bir şey istedi. Kendi anne ve babalarımızın hoşuna gidecek bir hediye vermemizi istedi.
Ben de seninle O'nu tanıştırmak istedim. Biliyorum ki bu senin çok hoşuna giderdi. 

Bu ömür dostumun ismi Elif.
İçinde kadının her türlü hali kayıtlı.
Bir kere çok ama çok güzel.
Star ışığı var O'nda.  
Zaten bir dönem TV 'de star olmuş ama sonra kendine yakıştırmamış mesleğine yönelmiş. Düşün yani o denli doygun biri.
Meslek demişken mimar. Çok da zevkli. 
Hatta okulu 1. bitirmiş.
Hem akıllı hem zevkli hem de makul. 
Aslında bir o kadar da bohem.
Tutkulu bohem.
Ama aynı zamanda da çok anaç.
Aklın karıştı değil mi ?
Yani tutkulu, bohem ama makul; aynı zamanda da anaç.
İşte annecim Elif'in ömür olma sanatı burada gizli.
Dedim ya içinde kadın olmanın tüm renkleri gizli.
Hemen çözülecek bir kadın değil kendisi.
Gizemli. 
Gizemi eskilere dair. 
Ama aynı zamanda da oldukça saf.
Şuursuz bile denilebilir kimi zaman.
Ama şuurlu öfkeli olunca da kaçmayı bilmesin yanından.
Ben değil.
Ama mesela kocası ve çocukları.

Yollarımız daha evlenmeden kesişti.
O evlenmeye hevesli ben ise aldığım teklifi bile bekletecek kadar mesafeli.
Sonuç; Önce ben; 1 sene sonra da O evlendi.

Hemen çocuk dedi durdu. Ben daha dururken. İyi oldu. O deyip durdukça ben de çocuk sahibi oldum. Durduğum yerden adeta. 3 ay arayla. Yoksa ben durmaya devam ederdim. Allah razı olsun. Ela'yı Elif' e borçluyum annecim.

Sonrası da  çorap söküğü gibi geldi annecim. 
Elif'e borçlu olduğum konular da günler de arttı. 
Akıl vermeyi sevmez. 
Kendi haline bırakır sanırsın.
Ama adeta beyin yıkar. 
Takmıyor gözüksem de akıl yıkaması sayesinde; normal doğum, illaki emzirme, şimşir kaşık derken hayatımın çok büyük çoğunluğunda etkisi var desem az söylemiş bile olurum.
Çok pürüzsüz değil tabii her şey. Beni de tanırsın. Almayı da vermeyi de kendi kurallarımla yaşarım. 
Yaşardım.
Elif'e kadar.
Elif dünyamı alt üst etti.
Vericiliği ile önce çok kavga ettim. Bildiğin kavga.
2 defa çok büyük kavga ettik.
1 tanesi 10. evlilik günümüzde Çağlar'ın bana özel bir süpriz yapmadığını öğrendiğinde gitti dünyayı aldı hediye etti bana. Tabiiki kabul etmedim diye kavga ettik.
İkincisi ise evlerindeki yılbaşı gecesinin düzenine  karışıp ; hepimizin olan bitene yardım etme/paylaşma bölüşme teklifime çok sinirlendi. Nasıl olur da O'nun düzenine karışırmışım diye.
Anla annecim ikimizde hafif tutkulu ve asabi.

Ben vermeyi halen öğrenemedim belki ama almaya daha yatkın oldum annecim.
Elif sayesinde pek tabi.

En son geçen sene bildiğin üzere 40. yaşımı kutladım.
Senden bana miras yazılı şeyler dışındaki en kıymetli hediyelerimden bir tanesini hediye etti kendisi.
Kendimi.
Başkalarının gözünden kendimi.
Kimler yok ki.
Babam, Murat, halam, kayınpederim, kocam vs vs .
Ve pek tabii kocaman duygularımın, duyumsamalarımın kendisindeki yansımaları.
Bir döneme ait.
Önemli.
İnan bana annecim kapağını zar zor açabiliyorum.
Kapaktan dışarı taşan enerjiyle başedemiyorum.
Bilirsin bazı şeyleri zamanla içselleştirir, hazmederim.
Bu sefer oldukça uzun sürdü.
Eee kolay olmadı pek tabiiki.
40 seneyi kim bir çırpıda hazmetmiş ki ben edeyim.
1 sene sonra ancak teşekkür edebilecek duruma geldiysem,
Anla.
Şaşkınlığımı ve kocaman çalkantılarımı annecim.

İşte böyle annecim.
Elif bu.
Ömrüme ömür katan
Ömür dostum.
Hem biliyor musun?
Annesinin adı da Ömür!!!

İşte böyle annecim.
Hem seni tanıştırmak istediğim,
Hem O'nun istediğini yapmak istediğim,
Hem de senin huzurunda O'na şükranlarımı sunmak istediğim
Kişiydi.
Elif.


Aşağıda da kendisine ithaf ettiğim bir yazı var.
Tabiki Hz.Mevlana'dan.

Dört dörtlük bir yaşta,
Dört dörtlük bir hayatta,
Dört dörtlük dostluğu için az bile...


Öptüm seni hasretle,
Annecim.
Sevgiyle.
Kızın İpek.


Bilemezsin 
Sana verecek bir armağanı
Ne kadar çok aradığımı,
Hiçbir şey içime sinmedi
Altın madenine altın sunmanın ne anlamı var
Ya da okyanusa su...
Düşündüğüm her şey
Doğu'ya baharat götürmek gibiydi.
Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok.
Çünkü Sen zaten bunlara sahipsin.
O yüzden Sana bir ayna getirdim.
Kendine bak ve beni hatırla!
Hz Mevlana

Hoş geldim!

Yeni yılın ertesi, annemin başka diyarlara intikal edişinin tam göbeği, oğlumun yeni yaşının hemen öncesi bir zamanlardan merhaba! Uzun bir ...