14 Ekim 2014 Salı

Dilemeye devam...

''İsteyin yeter. ''

''Kalpten dileyin yeter. ''

''Evrene mesajınızı gönderin yeter. Tabii ne dilediğinize de dikkat edin ''

der bilimum kuantum fiziği, kişisel gelişim, olumlu düşüncenin gücü vs gibi konularla ilgili kitaplar.

Eğer ben de bir gün kitap yazarsam dilediğim herşeyin -imkanlı imkansız - başıma nasıl geldiğini, ben de yarattığı tarifsiz izleri kimi zamanda güçlü dileklerimin bendeki tahribatlarını anlatmak isterim. Anlatmaktan öte kitaplarda yazılan şeylerin imkanlı olduğunu  paylaşmak isterim. Kimbilir  belki de ikna etmek istediğimden yazmak isterim.

Ama eğer  burası ''an'' a dair herşeyi akıttığım bir mekansa; şimdilik bırakalım geçmişi, şimdiki zamandaki ''an'' a odaklanalım. Şimdiki zamandaki kalbimden geçirdiğim dileklerime...

Haziran 2013, Batı Yakası ABD

Bir kafede oturmuş elimdeki dergiye bakarken çok beğendiğim Bradley Cooper'in oturduğum kafe bölgesinde tam 5 gün önce görüldüğünü okudum. Normaldir değil mi celebrity dediğimiz kişilerin Amerika'nın özellikle belli bazı bölgelerinde karşımıza çıkması. Bizim olmasa da  o bölgede yaşayan halkın sıkça karşılaşabileceği hatta sırad''an''laşabileceği '' an''lardır böyleleleri. Bunu okuduğum an, çıkarttım telefonumu, çektim haberin resmini, yazdım dostum Elif'e bir mesaj;

'' Ben de göreceğim Bradley Cooper'i. ''

Dedim demesine ama tam 10 gün sonra benzer dergilerin tekinde Wimbledon tenis turnuvasında görüldüğünü okudum. Ben daha Batı yakasında idim. Olmayacak bu iş dedim. Ama sadece O an olmayacağını düşünmüştüm.

Ekim 2014, Doğu Yakası ABD 

4 sene sonra ilk defa tekrar gidiyordum Doğu Yakasına. Benim için hep farklı bir anlamı vardır
NYC' nin ama o  ayrı bir yazı konusu. 1-2 güne. Şimdi gelelim sadete.

2 çiftiz NYC'de. Beyler iş gezisinde eşler tamamen ilham peşinde. İlham bol. Hepsinin de peşindeyiz maşallah. Ama dediğim gibi kalsın az sonraya.

Bir gece yemek sonrası otele dönerken otelin önünde flaşlar patlayınca dedim ki ''hemen gelin, birileri var.''

Otelin lobisine yürüyen merdivelerle çıkıyorsunuz. Tam merdiven başında, önümde önce uzun boylu siyahi, modele benzeyen kıza odaklanmaya çalıştım. Kim olduğunu çıkartmaya çalışırken kafamı kaldırdım başka bir modeli gördüm. Ama O'nu hemen tanıdım. ''Cara Delevigne '' Beyleri çoktan arkada bırakmış arkadaşım Burcu'ya seslendim. O sırada yürüyen merdivende çoktan modelin yanına gelmiş; resim çektirip çektiremeyeceğimizi soruyordum. Nazikçe hayır dedi. Kırılmadım ama merak duygusu oluştu. ( Genelde de hiç meraklı değilimdir !! )

Hoş, çıtı pıtı bir kızdı. Sıradışılığı bir tek bere takmış olmasıydı. Onun dışında sıradandı.