11 Aralık 2014 Perşembe

Önemli adamlar

Sürdürülebilir başarıyı herhalde duymamış, cümle içerisinde kullanmamış olanınız yoktur. Hele bir de kurumsal iş hayatının içerisindeyseniz. Dışında iseniz yine sorun yok keza siyasi gündemden de düşmeyen bir laf bu.

Peki size sürdürebilir ilişki desem ne geliyor aklınıza ? Aileniz ve dostlarınız dışında. Düşünün bakalım. Uzun süredir vazgeçemediğiniz kimler var hayatınızda? Hayatınızda ki destek fonksiyonlarını soruyorum adeta .Yine iş jargonuyla konuşuyorum ki affola.

Benim için çok basit bu sorunun cevabı; ailem ve dostlarım dışında yıllardır vazgeçmediğim, onları hiç aldatmadığım 2 kişi var hayatımda. Açıklamanın tam zamanı. Bu arada sıralama lafın gelişi.Her ikisi de başka açılardan benim için son derece kıymetli.


1. önemli adam

Yaş 22. İstanbul 'a gelmişim çalışma hayatına atılmaya. 3 kız bir evdeyiz. Hepimiz idealist ve bilinçli. Kendimize dönük ihtiyaçları  bir arada gidermenin yollarını aradığımız bir dönem. Bu ihtiyaçlar yeme içme değil daha önemli konuları da kapsamakta.

Genetik mirasımdan dolayı risk altında bulunduğumdan düzenli smear testi yaptırmanın eşiğindeyken ben; ev arkadaşım sayesinde kadın doğum doktorum ile tanışıyorum. Hiç tereddütsüz gidiyorum, gitmenin ötesinde benimsiyorum. Yaş 22. O zaman bey diyorum kendisine. Tedirginim haliyle. Ama kısa zamanla kocam haricinde hayatımda ki önemli  adamlardan birisi oluyor kendisi.

Yaş 29, Çağlar ile birlikte çalıyorum kapısını. Bu defa hamileyim. Çok mutluyum. Gel zaman git zaman doğum zamanı yaklaşıyor. Gidiyorum muayehanesine.
Hadi diyorum çocuğun doğacağı vaktin adını koyalım. Sezeryandan bahsediyorum. İmkansız diyor. Allem ediyorum kallem ediyorum. Nuh diyor peygamber demiyor.

''Senin gibi birisini normal doğum ile doğurturum'' diyor. ( Senin gibi birisi  tabiri ayrıca irdelenmelidir ayrı)

''Deli misin?'' diyorum.
''Doğurtacam'' diyor.

Israr ediyorum ama sonuç değişmiyor. Bir Eylül akşamüstünde, normal doğum esnasında herşey normal giderken; anormele dönen bir anda  Dr. vakum istiyor başkalarından. Son derece stresli bir halde. Vakum istemem diye bağırınca ben O 'na O' da bana bağırıyor.

'' Burada tek yetkili var O' da benim diyor ''

Çıkartıyor forsepsi kordon dolanmış olan Ela'yı çekip çıkartıyor.

Sonra bu hikayeyi anlattığım çocuk doktoru bana şöyle diyor;

'' Senin kadın doğum Dr. kaç yaşında idi ki eski bir yöntem olan forseps kullanmasını bilsin ?''

Sonra Emir'e sıra geliyor. Bu defa doğum öncesinde suni sancı veriyor. O kadar hızlı açılıyorum ki  epidural takılı zannerden sancıların hepsini maşallah çekiyorum hem de dibine kadar. İşte o sıra çok güzel anıyorum pardon haykırıyorum doktorumun ismini;

'' Cengizzzzzzzz.. Nerdesin Cengizzzz??? ''

Açılmam ile doğumum arası 5 dakika; bütün bu süre ise inanılmaz kısa bir zamanda gerçekleşince bu sefer yoğun kasılma sonrasında gelen gevşeme ile başlıyorum;

'' Allah tuttuğunuzu altın etsin, Allah ne muradınız varsa versin !!''

Koşulsuz şartsız teslimiyetteyim  yaklaşık 18 senedir. Dedim ya benim için önemli bir kişidir; Cengiz Alataş. Ailemizin yapıtaşlarındandır. Anmak, kayıt altına almak lazımdır.

2.önemli adam

Bittabi Mahmut'um... Beni tanıyanlar bilir son 4 sene öncesine her türlü kısalıkta, renkte ve cürette saçlarım oldu benim. Kah evlenirken, kah doğururken, kah iş hayatında hep cüretkar oldular. Hep güzel olmadılar belki ama  kendimi hep iyi hissetmeme sebep oldular. Hiç bir zaman şüphe duymadım ne saçlarımdan ne Mahmut'umdan.

16 senedir  başka kimsenin ne makası değdi ne de kimse röfle yapmaya cüret edemedi. Ettirtmedim de. Arada saçıma, rengine laf eden başka kuaförler olduysa da  Mahmut yapıyor  deyince akan sular durdu. Saygıda kusur etmek istemediler,  daha fazla da ileri gitmediler.

İnsanlar kuaföre kendilerini iyi hissetmek için giderken; ben aslında en iyi halimle gitmeye çabaladım hep. O 'na da ilham olmaktan sorumlu hissettim belki de. O 'da yaydığım enerjiyi hiç boşa çıkartmadı, hep alladı pulladı beni; hep hissettiğim halimden daha  iyi hissederek oradan ayrılmama sebep oldu.

Yok her zaman abartı oldu.

Saçlarıma takık olan ben aslında birçok kereler yüzümü buruşturarak, kimi zaman da ağlamaklı çıktım oradan. Kimbilir belki de  benim naz evim orası oldu kocama yapmadığım nazı Mahmut'a yaptım.

Bir sürü sanatçısı, şöhretlisi girip çıkarken dükkanına; ben de bir şeymişim gibi hissederek girip çıkmaktayım o dükkana.

Koşulsuz şartsız teslimiyetin bir başka hali. Tarz hali.

Birlikte yaşlanıyoruz biz tam 16 senedir. Dertleşmek, paylaşmak da cabası.

Mahmut Ebil seviyorum seni. Senin de bildiğin gibi.

Bu listeye eklense eklense kim eklenebilir bundan sonra diye düşünürken buldum kendimi.Gelecek vaat eden iki alan belirdi;

-Yoga öğretmenim ( her ne kadar kadın olsa da )

-Estetik doktor (Botox, motox gibi her türlü küçük estetik müdahaleler için kaçınılmaz olabilir kısa bir süre sonra)

Gülmeyin öyle. Kısmetse değil kıymet verdikçe olur.:)