7 Mart 2016 Pazartesi

Humans of New York

Uzun zamandır takip ediyorum. Evet samimiyim, oldukça uzun zamandır hem de. Kafam da ise hep ''Neden ?''

Neden meraklıyım beni ilgilendirmeyen hayatları izlemeye? Okumaya ? Ne buluyorum kendime dair olmayan başka hayatlarda acaba ?
Sadece merak mı ?
Hiç bir zaman sanal şeylerle ilgilenmedim. Hep gerçekler, gerçek hikayeler.
Biyografi, otobiyografi.
Kitaplar, filmler, göz önünde yaşanan hayatlar.
Bloglar.

Antropolojik, psikolojik bir boyutu kesin vardır.

Kardashian 'lardan bahsediyorum. Her defasında şaşırıyorum kendime ama yine de takip ediyorum. Bayağı haberdarım aile hayatlarından. Ne giydiklerinden, iletişim tonlarından. Yediklerinden içtiklerinden. Neden bilmiyorum ama alıştım onlara da, marjinalliklerine de.
Kendi içlerinde tutarlı bile buluyorum karakterleri.
Onları izliyorum sanırım eşi benzeri olmadığı için.
Babalarını kadın olduktan sonra bile nasıl bağırlarına bastıklarını, annesinin genç sevgilisini hayatlarına alabildiklerine her defasında ağzım açık izliyorum.
Onları izleyerek '' kabul etmeyi '' öğreniyorum sanırım.
Ne kadar içten yaptıklarını, bu ''kabul'' bedeli  için ne kadar sık psikiyatriste gittiklerinin benim için bir önemi yok.
Eleştirmeden, olduğu gibi kabul etmeyi sadece görerek bile öğrenebilip, modelleyebiliyormuş insan.
Doğrusu yanlışı yok.
Onlar öyle yapıyor, ben de gözlemliyorum.
Onların kabulünü kabul ediyorum.

Ama esas; facebook ve Instagram 'da  takip ettiğim  Humans of NewYork 'ta ( HONY ) okuduğum kişilerin hikayelerinden çok ama çok etkileniyorum.
Her birisi aklımda. İran 'dan da , İstanbul 'dan da , New York sokaklarından da,  hapishaneden aktardıkları hikayelerin herbirisi aklımda. Geçen gün iş sebebiyle tanıştığım 27 yaşındaki bir kızla okuduğumuz ve etkilendiğimiz tüm  HONY hikayelerini paylaştık. Aklımızda kalanların çoğu ortaktı. Yaşa ve yaşanmışlıklara bakmaksızın.

http://www.humansofnewyork.com

Halbuki açınız Türk gazetelerin 3. sayfalarını, çok benzer hikayeler var orada. Ama onları okumayıp, Humans of New York 'un yayınladığı her yazıyı, hiç kaçırmadan izliyorum.

Evrensel olması mı daha okunur kılıyor bilemiyorum.
Bizden başka yerde de aynı sıkıntıların olduğunu bilip bencilce teselli mi buluyorum bilmiyorum.
İnsanı anlamaya çalışıyorum.
Zaaflarını,
Aczliğini,
Engellerine rağmen tutkularını,
Sevgilerini,
Aşklarını,
Ama en çok içlerindeki umut ışığını seviyorum.
Öyle demiyorlar hatta ümitsiz durumdalar BELKİ ama ben görüyorum o ışığı.
Hikayelerinde.


İnsanı hayvanlardan ayıran en önemli özelliği düşünebilmesi değil bence.
Umudu...

Sanırım ben de o yüzden seviyorum.
Takip ediyorum Humans of New York'u .

Peki ya siz bu bloğu neden takip ediyorsunuz ?
Ne buluyorsunuz yazdıklarımda ?
Hadi paylaşsanıza...